Ana SayfaMedlineSağlık Bilgileri Basın Odası İnsan Kaynakları İletişim
 Hakkımızda        Hasta Hakları        Eğitim        Kalite        Kariyer                                  
        Haberler        Görseller
Anasayfa / Basın Odası / Haberler
Site içi arama :   
Yemek Zevki Dergisi – Basın Bülteni
7.4.2011



Yemek Zevki Dergisi – Basın Bülteni                                                  Şubat 2011

 

Yemek zevki herkese göre değişen bir olgu ancak sindirim sistemimizde yaşadığımız en ufak bir rahatsızlık bile en sevdiğimiz yemekten zevk almamıza engel olur.

Bu konuda, sık karşılaştıkları şikayet olduğunu belirten Medline Operasyonlarından sorumlu direktör Dr. Barış Mutluer ile görüştük. Sindirim sistemimizde yaşadığımız herhangi bir hastalık sırasında gereken beslenme şekilleri konusunda bakın neler söyledi…

“Sindirim ağza alınan bir lokma ile başlayan, kalın bağırsaklar aracılığıyla feçes atılana kadar devam eden bir süreçtir. Ağız, özefagus, mide, ince ve kalın bağırsaklar sindirim sisteminin ana organlarıdır. Safra ve pankreas salgıları da besinlerin sindirilmesine ve emilmesine yardımcı olurlar.”

  1. 1.    Ağız Hastalıkları ve beslenme:

En yaygın olanı diş çürükleridir. Diş tedavisi yapılmalı, ağız ve diş temizliğine özen gösterilmelidir. Şeker ve şekerli gıdalar ile karbonhidratlı gıda tüketimi azaltılmalıdır.

Tükürük bezinde iltihap ve taş olması durumunda; iltihap antibiyotik uygulanması ile tedavi edilirken, taş var ise cerrahi müdahale ile iyileşme sağlanabilmektedir. Tedavilerden sonra, az posalı ve sulu gıdalar ile beslenilmesi uygun olmaktadır.

Ağızda yara, ameliyat sonrası, kanser türleri ve Crohn’s hastalıklarından birinin varlığında, yara ve ameliyat sonrasında ilaçla tedavi ve az posalı ve sulu gıdalarla beslenme yeterli olurken, kanser ve Chron’s hastalığında, ameliyat sonrasında radoterapi/kemoterapi ve steroid tedavisi gerekmektedir. Bunlarda da az posalı ve sulu yiyecekler tercih edilmekte ancak enerji ve proteince zengin gıdalarla da takviye edilmektedir.

  1. 2.    Özefagus (yemek borusu) Hastalıkları ve beslenme:

Özefagus, ağız ile mide arasındaki borudur. Belli başlı özefagus hastalıkları; reflü, akalazya ve Hiatal Herni’dir.

Reflü; midede sindirilmeye çalışılan gıdaların, yemek borusuna kaçmasından dolayı özefagusta bir tahrişin oluşması ve ilerleyen safhalarda da ülser ve darlık oluşmasıdır. En karakteristik belirtisi, yemek yedikten sonra ortaya çıkan yanma hissidir. Reflü; yemek borusunun alt ucundaki kapağın açılıp kapanma fonksiyonundaki bozukluktan, mide fıtığı olmasından, mide asidinin artmasından, midede bir doluluk hissinin olmasından teşhis edilmektedir. Günde en az 3 öğünü düzenli olarak yemek gerekmektedir. Demli çay, kahve, gazlı içecekler, asitli meyve suları, acı baharatlar, domates, kızartma, kavurma, çok sıcak ya da soğuk, tüketilmemelidir. Proteince zengin gıdalar alınarak kapak basıncını arttırmaya gayret edilmelidir. Yer yemez yatmaktan ve sıkı kemer uygulamaktan kaçınılmalıdır. Yatak başının da yüksek tutulması, gece boyunca mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını azaltır.

Akalazya; Özefagus’un alt kapağındaki gevşeme sebebiyle işlevinde bozulmayla ortaya çıkar. Besinler, tam anlamıyla mideye geçemediği için özefagus’ta birikir. Akalazya belirtileri olarak; yutma güçlüğü, yenilenlerin ağza gelmesi, dilatasyon, sırt, boyun ve kollara yayılan bir ağrı sayılabilir. Bu durumda, posası düşük ve yumuşak besinler iyice çiğnenerek yenmeli, kızartma, koyu çay, kahve, alkol, baharatlar ve gazlı içecekler yenmemelidir. Öğün sayısı arttırılmalıdır.

Hiatal Hernia (fıtık); midenin, özefagus’un midenin üst kısmından göğüs boşluğuna geçmesidir. Öksürme, kusma, hamilelik, şişmanlık fıtık oluşumunu kolaylaştıran sebeplerdir. Hiatus Hernia durumunda; öğün sayısı arttırılmalı, asitli ve çok sıcak yiyecek ve içecekler tüketilmemeli, yer yemez yatılmamalı ve baş vücuttan daha yüksekte olacak şekilde yatılmalıdır.

 

  1. 3.    Mide Hastalıkları ve beslenme:

En sık karşılaşılan mide sorunları; hazımsızlık (dispepsi), gastrit ve ülserdir.

Dispepsi; yemek yendikten sonra midede hissedilen dolgunluk hissi, şişkinlik, bulantı ve ağrı şeklinde kendini gösteren hızlı yemeye, yeterince çiğnememiş olmaya, yemek sırasında hava yutmaya ya da strese bağlı olarak ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Dispepsi’den muzdarip kişilerin, gıdaları iyi pişirilmelidir. Hasta, yemeklerini yavaş yemeli, iyi çiğnemeli ve yemek sırasında hava yutmamaya özen göstermelidir.

Gastrit; mide cidarındaki akut ya da kronik yüzeysel yaralardır. Akut gastrit; fazla alkol, çay/kahve, acılı/baharatlı yemekler tüketenler ile bezin zehirlenmelerinde ve bazı viral enfeksiyonlar sebebiyle oluşur. Akut gastritin belirtileri olarak; midede yanma, ağrı, doluluk hissi, bulantı/kusma, ishal sayılabilir. Kronik gastritin oluşumundaki nedenler ise; alkol ve sigara tüketimi, genetik yatkınlık, yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık sistemi zayıflığı olarak ifade edilebilir. Kronik gastrit belirtileri; kilo kaybı, anemi ve kan proteinlerinde azalma, iştahsızlık, midede ağrı, doluluk hissi, bulantı/kusma ve zaman zaman ishal. Akut ya da kronik gastrit olması durumunda; az miktarlarda sık sık yemek yenmeli, koyu çay, kahve, alkol, kızartmalar, baharat gibi gıdalar ile hazımsızlık yaptığı bilinen gıdalar yenmemelidir.

Ülser; genellikle özefagus alt ucunda, midede ve duedenum’da görülür. Akut ve kronik olmak üzere iki tipi olan ülser belirtileri; karın ağrısı, bulantı, yanma, geğirme, yenenlerin ağza gelmesi, ileri hallerde ağızdan ve feçesten kan gelmesi olarak belirtilebilir. Ülser hastaları mutlaka düzenli bir şekilde 3 ana öğünü yemelidir. Çiğ meyve sebze tüketimi azaltılmalı, doku onarımı için proteince zengin gıdalar yemelidir.

 

  1. 4.    Belli başlı bağırsak hastalıkları ve beslenme:

Konstipasyon (kabızlık);bazı tedavi yöntemlerinin yan etkileri, endokrin bozukluklar, fiziksel aktivite azlığı, bağırsak tembelliği, posaca zayıf bir beslenme şekli, gebelik gibi sebeplerle ortaya çıkmaktadır. Bunların sonucu olarak da; mide hastalıkları, kalın bağırsakta vasküler hastalıklar, hemoroid, kanser gibi hastalıklara da sebebiyet verebilmektedir. Konstipasyondan muzdarip kişinin beslenmesindeki en dikkat edilmesi gereken husus, posaca zengin bir beslenme modelini tercih etmesidir. Bu tip gıdalara örnek verecek olursak; tam buğday ekmeğini, sebze/meyveyi, baklagilleri sayabiliriz.

Diyare(ishal); intestinal enfeksiyonlar, zehirlenmeler, psikolojik sebepler, hepatit ve safra kanalı tıkanıklıkları, kanser, antibiyotik tedavisi, çölyak gibi pek çok sebepten oluşabilmektedir. Diyarenın sebebine yönelik tedavinin yanı sıra beslenmeye de dikkat etmek gereklidir. Diyare sırasında fazlaca su ve elektrolikit kaybı yaşandığı için, hastanın su ve elektrolikit kaybının karşılanması en uygun olan yaklaşımdır. Su tutucu özelliğinden dolayı pirinç ve içeriğindeki yüksek pektinden dolayı elma, şeftali gibi yiyecekler yenmelidir. Ayrıca, posalı besinlerin tüketimi de azaltılmalıdır.

Ülseratif Kolit hastalığı; kalın bağırsak hastalığı olan Kolit, genelde orta yaş grubunda görülür, enfeksiyonel bir hastalık olmasına rağmen kesin sebebi bilinmemektedir. Belirtileri olarak; rektal kanamalar, karın ağrısı ve/veya karında şişme, devamlılık gösteren ishal, ateş sayılabilir. Koliti olan kişinin, yüksek enerjili ve proteinli, az posalı ve yağlı gıdalardan oluşan bir beslenme şeklini benimsemesi uygundur.

Irritable Bağırsak Sendromu; kalın bağırsakta karın ağrısı, gaz ve dışkılama düzeninde aksamaların yaşandığı zaman zaman tekrar eden bir hastalıktır. Alkol, kahve, bazı baharatlar ile bazı meyve ve sebzeler bağırsak faaliyetlerinin düzenini bozabilirler. Gıda alımı hastalık belirtisine göre değiştirilir (diyare durumunda posası az, konstipasyonda ise posaca zengin gıdalar). Gaz yapan gıdaları  (lahana, baklagiller gibi) ve pişmemiş meyve sebzeler ile süt ve sütlü yiyecekleri fazla tüketmemek uygun olur.

 

Yemek yemek kadar pişirmekten de zevk alanlar, zamanının çoğunu ister işi gereği, ister ailesini beslemek için zamanının büyük bir bölümünü mutfakta geçirebilmekte.  Zaman zaman bize ya da bir tanıdığımızın başına gelen kazalarda ilk müdahaleyi kendimizin yapması kaçınılmaz bir durum. Acaba doğru müdahale yöntemlerini biliyor muyuz? Ya da doğru diye bildiklerimiz aslında ne kadar doğru? İşte bu noktada Medline’dan Dr. Barış Mutluer bakın neler söyledi:

Yanıklarda ilkyardım; Yanıklar en sık rastlanan ev kazalarındandır. Halk arasında yanan bölgeye yağ, diş macunu veya yoğurt koymanın ağrıyı alacağı yönünde bir inanış olmasına rağmen bu tarz uygulamalar yanığın daha kötü bir hale gelmesine neden olur. Doğru uygulama, yanan bölgeye buz kompresi uygulanmasıdır. Eğer yanan yer yüz gibi vücudun hassas bir bölgesi ise ya da yanık derecesi oldukça yüksek ise vakit kaybetmeden acil servise gidilmelidir.

Kesiklerde ilkyardım; Kesik olması durumunda; kesiğin üzerine tentürdiyot ve/veya oksijenli su, yara tozu ve/veya merhemi sürmeyin. Kesiğin üzerine pamuk, sünger vb gibi emici özelliği olan hiçbir şey koymayın. Yaranın etrafını su ve sabunla temizleyin. Kesikte sızıntı gibi bir kanama varsa, yaralı bölgeyi kalp hizasından yukarıya kaldırın ve üzerine temiz bir gazlı bez koyarak bastırın. Kanamanın durması halinde, bu şekilde fazla sıkmadan bağlayın. Kesik bir bandajla kapatılabilecek büyüklükte ise, bandajı kesiğe enlemesine gelecek şekilde uygulamanız kesiği daha iyi tutması bakımından önemlidir. Kesik deriyi birleştirin ama asla üst üste getirmeyin.

Boğaza bir şey takılırsa; Yemek yerken boğaza takılan herhangi bir cisim solumun yollarını tıkayabilir. Bu durumda ilk akla gelen sırtına vurarak kişinin soluk almasını sağlamaktır. Aslında sırta vurma ve karından itme gibi müdahaleler, tıkanmayı daha da artırır. Yapılması gereken kazazedeyi bir elle göğsünden destekleyerek, öne eğmek ve kürek kemiklerinin arasına 5 kez sert bir şekilde vurmaktır.

 

 
Geri Dön
Müşteri Hizmetleri
Tüm hakları saklıdır, kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Medline kurumsal web sayfasındaki bilgiler, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Sitede yer alan bilgiler, tedavi yöntemi olarak kabul edilmemeli, tıbbi bir eyleme temel oluşturmamalıdır.